Zehranur's profileZehra NurPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
Zehra NurNe güzel deme, Ne güzel Yapılmış de. |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
February 26 ÇİÇEKLERALTTAKİ LİNKİ TIKLAYINAÇILAN SAYFANIN HERYERİNEİSTEDİĞİNİZ KADAR MOUSE İLE TIKLAYIP BASILI TUTUN. SEVGİLERLE;ZEHRA NURNovember 08 SENDEMİ BENİ UNUTTUN BEY!SEN DE Mİ BENİ UNUTTUN BEY ?
Son günlerde, bir surat, bir surat ki gelinde,
Çayımı bile yarım dolduruyor bey. Allah'tan kulaklarım ağır işitiyor da Duymuyorum ne söylediğini Ama yine de hissediyorum bey; Beni bu evde galiba istemiyor artık Hey gidi günler heeey. Oğlunu bilirsin, vur kafasına al lokmayı İki ara bir derede ne yapsın ana bu atsa atılmaz, satsa satılmaz. Bana artık gizli gizli sarılıyor bey... Dün akşam uyurken öptü beni biliyor musun? Nasıl ağırıma gitti nasıl Artık akide şekeri de getirmiyor. Hani dişlerim yok ya, güya yerken garip sesler çıkarıyormuşum da Çocuklar iğreniyormuş benden. Yok,vallahi yalan bey, hiç yapar mıyım ben öyle şey? Gelin çocuklara masal anlatmamı da yasakladı Üstelik seninle konuşuyormuşum diye duvardaki resmini biryere sakladı Olsun, koynumdaki resminden haberi bile yok! Yine de beddua edemem bey, Oğlumun karısı, torunlarımın anası o. Geçenlerde üst komşular geldi, Ne konuştuklarını duymayayım diye kapıyı üstüme kilitledi. Duymadım, duymadım, lakin hissettim. Düşkünler evine yatıracaklarmış önümüzdeki ay beni Ne yalan söyleyeyim epey ağırıma gitti, epey, Ha, sen ne diyorsun bey? Hani bir görünsen oğluna, ne de olsa babasısın, Seni dinler. Bu odada oturur, vallahi hiç dışarı çıkmam. Akide şekeri de istemem. Masal da anlatmam artık çocuklara Ne olur ayırmasınlar beni bu evden Yaşayamam nefes bile alamam Sana ait anılardan uzak ne yaparım ben, ne yaparım? Şu camın pervazında hayalin durur, çekmecelerde el izin. Bastonun hala duvarda asılı. İstemiyorlar beni artık, istemiyorlar hasılı. Hey gidi günler hey Hani diyorum bir çağırsan Yoksa, yoksa sendemi unuttun beni bey Sendemi unuttun beni bey?
May 21 ALLAH (C.C.) Sevgisini Göster.ALLAH (CC) sevgini göster! ------------------------------------------------------- Hadi bugün ALLAH (CC) sevgini göster.! Sevgililer günü ya bugün. O'nun için bir şey yap ! O'na (cc) kendini beğendir bugün ! "Seviyorum" diyorsun ya.Hadi göster sevgini..!O (CC) neyi seviyor, neyi sevmiyor öğren! ve Sev O'nun sevdiklerini, sevmediklerinden uzaklaş! Ki, O da sevsin seni. Seven elbet sevilir ama, lafta kalmasın sevgin. Hadi bugün göster O'na sevgini!.. Sevgililer günü ya bugün.. Bilirsin, seven hep sevdiğini anlatır,"Bülbülün yüz hikâyesi varmış, hepsi de gül üstüne.." Bugün, ulaşabildiğin herkese O'nu (CC) anlat! O'nu ve O'nun en sevdiğini (SAV). Telefonla, yüzyüze, kavlen ve fiilen O'nu anlat !O, sana senden de yakın olanı... O, seni senden de iyi bileni.. O, sen O'nu bıraksan da seni asla bırakmayanı.. O, en güzel sevda türküsünü, ölümsüzlük bestesini. Sevgililer günü ya bugün...Bilirsin, seven hep sevdiğini düşünür ya.. Bugün sen de hep O'nu düşün! O'nun hoşuna gidecek bir şey yap! Memnun et O'nu.. Meselâ; Şimdiye dek isteyip te yapamadığın bir emrini uygula bugün! Eğer örtülü değilsen, hiç çıkarmamak sözüyle, Bir başörtüsü al kendine!Kılamıyorsan, bugün namaza başla! Meselâ; "Kur'anı mutlaka öğreneceğim" de!Biliyorsan, öğretmek için bir talebe bul kendine! Bir ayet ezberle ve uygula onu!..Bugün bir hadis öğren ve öğret onu!.. Meselâ; bugün Sevgilini (CC) en az bir kişiyle tanıştır!Hiç tanımadığın birine selam ver! Bir yetimin başını okşa! Bir çocuğu sevindir bugün!Meselâ; İşyerine giderken O'nu hatırlatacak bir hediye götür bugün,Ya da çal komşunun kapısını,yüreğini bölüş, O'nu (CC) anlat bu vesileyle.. Bugün O'nun için birşey yap! Ama yalnız O'nun için.. Nefsini hiç karıştırma!Cennet hesapları yapma bugün, karşılık bekleme! Pazarlıksız, riyasız olsun her yaptığın.Bugün şöyle bir düşün! Sevdiklerine ve hatta sevmediklerine,Ne kadar çok vakit ayırıyorsun?.. Fanî dediğin şu dünya için ne kadar çok çalışıyorsun?.. Yarım saat sürecek bir ziyaret için, On dakika sürecek bir yemek için, mutfakta ne kadar kalıyorsun?.. Nazlıca ağlayan yavrunun sesiyle nasıl fırlarsın yatağından, o soğukgecede?.. İşverenin ay sonunda vereceği üç kuruş için nasıl kahredersin kendini?..Sınıfını geçebilmek için, iyi not alabilmek için, nasıl geceni gündüzüne katarsın?.. Eşini, çocuklarını, anneni, babanı, nişanlını memnun etmek için nasıl daçırpınır,sın. Tüm bunlar ve senin de ekleyebileceğin dahaları için yaptıklarının,söyle, yüzde kaçını Allah için, Habibullah için yaptın bugüne kadar?..Evet bugün sevgililer günü.. Sen de buluş Sevdiğinle bugün!At kendini seccadeye, bir tövbe et, dönmemecesine.. O'nun sevmediği herşeye "elveda" de!Gözyaşların armağan olsun O'na.. Gözyaşların ve zaten O'nun olan yüreğin.. Bugün ve hergün! April 03 Peygamber Efendimizi Niye Çok Seviyoruz??????????Alemlerin sultanı efendisi hakikat rehberi el emin müminlerin emiri güvenilirhakkı batıldan ayıran özelliği insanlar arasında hakem yılmadı islam davasını anlatan yaşayan (oku rabbin için ) denildiğinde okuyan ondan mucizeler istenildiğinde şakkül kamer ayın ikiye bölünmesi o doğarken iran,ın kisra saraylarının yıkılması insanlar sevdi sahabe sevdi bizde seviyoruz neden mi? kuran ,ı kerimde anlatılan kıssalar onu melekler sevdi taş sevdi diken sevdi dağlar mağara arkadaşlarısevdi onun yolunda ne cefalar çekildi: bunu tüm dünyaya haykıracağız onu anlamak onu yaşamak apayrı bir duygudur: onun bizim gibi eli, ayağı, gözü, kulağı, ağzı, dili, kalbi, vardı: bütün insanlar gibi anneden babadan doğmuş kundağa sarılmış bebek doğmuş bazen ağlamış bazen oynamış zıplamıştı velhasıl ALLAH (cc) tarafından ona üstün meziyetler verilmiştir: fizyolojik olarak mükemmel doğmuştur:fahri kainat efendimiz: ailesi akrabası çevresi arkadaşları milleti vardı.konuşur tebessüm eder doğruluğu dürüstlüğü adaletli olmayı severdi sevdiğive sevmediği şeyler olurdu yemek yer su içer istirahat eder çarşıya çıkıp ihtiyaçlarını temin ederdi. yol gösterici örnek insan bir rehber doğruya iletici bir önderdi. ilahi nizamın son hak savunucusu tebliğcisiydi. ALLAH (cc) sevmiş bu sevgi uğruna alemleri yaratmış peygamberlik vasifesini ona vermiş çeşitli vesilelerle insanlar arasında itibarını artırmıştır. gençliğinde el emin oluşu kendisine verilen emanete tüm anlamıyla koruması kabe onarıldığı anda :hadis i şerifte hacerül esved ALLAH u teala tarafından yollanacak herkesin davet ettiği yere gitmeyip devenin oturduğu yerde ilk cami yapılacak akıllara apayrı bir güzellik katacak büyük bir savaşı önlemiş çünkü ilahi dava omuzlarına bindiği zaman yine hakem olacaktı. ayeti kerimede: ( biz seni ancak alemlere bir rahmet olarak gönderdik ) aynı şekilde ümmüydi.doğruyu doğru zamanda doğru bilgilere doğru şekilde anlatırdı. kendisine soru sorulduğu zaman teker teker anlatırdı. cesur bir asker dirayetli bir komutan idi. hak ile batılın mücadelesi sözden öte geçip silaha dönüştüğünde galibin belirlenebilmesi için silahlar konuştuğunda zırhını giyer kılıcını kuşanıp rabbinden yardım dileyerek ashabı ile birlikte düşmana karşı savaşırdı hem cesur bir komutan olur. düşmana karşı birliğini komuta ederdi. ordunun zaafa düştüğü zamanlarda ümitsizliğe kapılmazdı. orduyla güzel iştişare ederdi. doğdu : ümmetim ümmetim dedi. yaşadı: ümmetim ümmetim dedi. israda: ümmetim ümmetim dedi. huzuru ilahide: ümmetim ümmetim dedi. can boğazda son nefeste:ümmetim ümmetim dedi. lüvail hamd bayrağı elindeyken:ümmetim ümmetim dedi. mizan terazisi nin başında:ümmetim ümmetim dedi. makam - ı - mahmud da ümmetim ümmetim dedi. kıldan ince kılıçtan keskin sırat köprüsünde:ümmetim ümmetim dedi. havza - i - kevser başında :ümmetim ümmetim dedi. bütün peygamberler ve insanlar nefsim nefsim diye feryat ederken ...? cennetin kapısında ( gir ya muhammed ) (s.a.v )diye nida olunduğunda gözleri yaşlı boynu bükük kalbi mahzun bir halde : ya rabbi ;...! ümmetim ümmetim diyecektir.) bir garip dost... March 04 Çalışkan Kral İle Tembel KralGÜZEL BİR DÜNYA İÇİN
BİR varmış bir yokmuş.Allah ın kulu çokmuş.Kimi iyi kimi kötü,kimi beyaz kimi kara,kimi akıllı kimi deli,kimi bilir kimi bilmez.İşte bu bilmezlerden biri,Kralın bilgisizliği karşısında çaresiz kalan bilgeler üzüntü ile ayrılmışlar.İçlerinde
geçmiş zamanların birinde güzel ve zengin bir ülkeye kral olmuş.Kral hiçbir şeyi bilmezmiş,çünkü:Okumaz yazmaz,gezmez görmez,kafacığını hiçbir şeyle yormaz,geçmişe bakmaz, geleceği göremezmiş.Bilmez kralın ülkesi cennet gibi bir yurtmuş.Ülkeyi çepeçevre saran ormanlarda binbir çeşit çiçek açar,binbir çeşit hayvan yaşarmış.Gürül gürül akan derelerde kuğular yüzer,balıklar oynaşırmış.Bağlarda bahçelerde meyve yüklü ağaçlar,tarlalarda altın başaklar ülke halkını besler; bahçesinde, tarlasında,dükkanında çalışan halk alın teri ile kazanır, mutlu bir şekilde yaşamış.Ancak bilmez kral çok tenbel olduğu için insanların çalışmasına üzülür,çalışan yorulaninsanların çok mutsuz olacağını sanırmış.Komşu ülkede ise okuyan,yazan,ülkesini baştan sona gezen, kafasını ülke işlerineyoran,geçmişe bakıp geleceği gören, çok bilen bir kral yaşarmış.Bilmez kral halkı tarafından sevilen,sayılan,bilen kralı çok kıskanırmışKendisinini ise ülkesinde sevilmediğini bilirmiş.Bundan dolayı kendisini halkına nasıl sevdireceğini,onları nasıl mutlu edeceğini kara kara düşünürmüş.Büyle kara kara düşündüğü günlerden bir gün,boyu bir karış,kakalı 7 karış cücelerini, sivri külahlı keçi sakallı dalkavuklarını, 7 cini birbirine bağlayıp üç boynuzlu keçiye bindiren cinci hocalarını toplamış.Onlara halkının sevgisini nasıl kazanacağını sormuş.Cüceler sakallarını çekiştirmişler, dalkavuklar külahlarını eğmişler,cinciler cinlerini çağırmışlar,düşünüp taşınmışlar,sonunda hep bir ağızdan 'ALTINN' demişler.Altınla herşeyi başarabilirsiniz.Herşeyi satın alabilirsiniz.Halkınızın sevgisini bile:Bilmez Kral bu düşünceyi çok beğenmiş:
Öyle ya demiş.Sevgili halkım kışta kıyamette,tarlasında,dükkanında çalışıp yorulmaz.Altınla komşu ülkeden bütün istediklerimi satın alırım.Onlar da günlerini gülüp eğlenerek geçirirler.Böylece yaşamın tadını çıkarır ve beni de çok severler.''
Vakit geçirmeden ülkenin her yanına haberciler salmış:
''Ey ahali!....Duyduk duymadık demeğin''demiş haberciler.''Kralımızın emridir!Tarlalardaki ekinler sökülecek,bağlar bahçeler bozulacak,ormanlar kesilecek,ülkenin her karış toprağında altın aranacak.''Bunu duyan ülkenini yaşlı bilgeleri ülkenin geleceğini kötü görmüşler . Acele kralın huzuruna çıkıp el etek öpmüşler.Kralı bu düşüncesinden caydırmak için yalvarıp yakarmışlar.En yaşlı bilge:''Kralım toprak her zaman altındır''demiş. Kralı bu söz çok eğlendirmil.Basmış kahkahayı:''Toprak altınsa sana bir avuç toprak versem bana ne verirsin,ama bir avuç altın versem herşeyini verirsin.
Yıkılın karşımdan! Siz halkımın rahat etmesini , mutlu olmasını istemiyorsunuz.''Kralın bilgisizliği karşısında çaresiz kalan bilgeler üzüntüyle ayrılmışlar.İçlerinden biri sakalını kaşımış,demiş:''Bu kral deli!....'' Hayır, hayır demiş bir diğeri:''Delininde elbet vardır bir bildiği.Ama,bunun hiç birşey bilmediyi belli!....''Kralın emri üzerine altın arayıcılar baltalarını,kazmalarını alıp tarlalara girmişler.Gökyüzüne uzanan altın renkli başakları biçmişler.Bağlara bahçalere girip meyve yüklü dalları ağaçları kesmişler.Sıra ülkeyi çepe çevre saran yemyeşil ormanlara gelmiş.Baltacıların geldiyini gören,olup bitenleri duyan hüthüt kuşu kanat çırpıp uçmuş,ormanın bin yıllık bilge çınarının dalına konmuş.Olup bitenleri başlamış anlatmaya.Bilge çınar duyduklarına çok üzülmüş.Yapraklarından yaşlar süzülmüş,çünkü bin yıllık ömründe ne böyle bir şey duymuş,ne böyle bir şey görmüş.Koca çınar ilk iş olarak ormanda yaşayan hayvanları başına toplamış:''Ey orman ahalisi!...Bir zalim bilmez Kral bizi yok etmeyi aklına koymuş.Ne yazıkki onu durduracak kimse yokmuş.Uçabilenler uçsun,koşabilenler koşsun, kaçabilenler kaçsın. Herkes başının çaresine baksın!.....''Orman toz duman olmuş.Kurtlar kuzularla,tilkiler kargalarla,aslanlar kaplanlarla,serçeler kartallarla vedalaşmış.Kanatlılar uçmuş, ayaklılar koşmu.Tümü Anka Kuşunun peşine düşüp Kaf Dağının ardına kaçmış.Olanları üzüntü ile izleyen yaşlı çınar uçamayan,koşamayan ağaçlara bakmış:''Ey, ALLAH ın ayaksız,kanatsız yaratıkları bitkiler!Ne çare ki bir bilmezin elinde yetkiler.O bilgisiz Kral bu gün bizi yok ederken,kendisinin ve halkınında geleceyini yok ettiğinin farkında değil.''Ormandaki bitkiler,ağaçlar bilge çınarı dinlerken hem kendileri için hemde geri Kralın talihsiz halkı için yapraklarından yaş dökmüşler.''Bırakın şimdi üzülmeyide birbirinize veda edin,çok az zamanınız kaldı''demiş yaşlı çınar.Ağaçlar,çiçekler,otlar,dallarbirbirleriyle nasıl vedalaşacaklarnı düşünürlerken onları hüzünle dinleyen rüzgarın içi daralmış.Bu sıkıntı ile bir ''Of!..''çekmiş.Nefesinin şiddetinden ağaçlar,otlar sallanmış,orman dalgalanmış;otlar dallar çiçekler yaprakları öpmüş.Ormanın yapraklarından dökülen yaşlar buhar olup gökyüzüne uçmuş.Gökyüzünde kocaman bir karabulut olmuş.Bilmez Kralın ülkesine son kez acı sulu bir yağmur yağmış.Ormanı kesmeye gelen baltacılar,durup dururken esen rüzgara, ormandan gelen seslere, gökyüzünde oluşan kara buluta ve aniden yağan deli yağmura şaşkınşaşkın bakmışlar.Ormanda olup bitenleri hiç anlamamışlar.Tarlalar kazılmış,ormanlar kesilmiş,bağlar bahçeler bozulmuş,altın arayıcıları ülkenin topraklarını hallaç pamuğu gibi atmışlar.Sonunda altın damarlarını bulmuşlar.Topraktan çıkarılan altın madenleri temizlenmiş ,eritilmiş bunlardan sarı sarı paralar yapılmış.Bilmez Kralın keyfine diyecek yokmuş.Bütün ambarlar altınla dolmuş.Oyunbozan küçük bir azınlığın dışında halk da durumlardan pek memnunmuş.İstedikleri herşey komşu ülkeden alınıyormuş.Onların tek yaptıkları iş altın saymakmış.Halk hergün sevgili kralını öven şiirler,şarkılar yazıyor,söylüyor yiyip içip çılgınlar gibi eğleniyormuş.
Sevgili kralım sen ne hoşsun!....
Ne çıkar biraz boşsun
Biz seni çok çok severiz.
Çünkü çalışmadan yaşar,
Bütün gün eğleniriz.
Güzel giyinir,güzel yeriz
Kralımız sayesinde biz çok zenginiz.
Kralımız sen çok yaşa!...
Ne iyi ettinde geçtin başa!....
Ülkede yaşam tersine dönmüş.Geceleri sabahlara kadar eğlenen kadınlar,erkekler sabahtan akşama uyuyormuş.Zaman böyle eğlence ile geçip giderken dokumacı kumaş dokumayı,terzi dikiş dimeyi,hallaç pamuk atmayı,demirci örs vurmayı,nalbant nal çakmayı,çiftçi çift sürmeyi,işçi iş yapmayı,bezirgan mal satmayı unutmuş.İnsanlar çalışmadan kazanmanın, çılgınca eğlenmenin büyüsüne kapılmış.Bilen Kralın ülkesinde ise yaşam bambaşka koşullarda sürüyormuş.Halk Bilmez Kralın ülkesine mal yetiştirebimek için her zaman olduğundan daha da çok çalışıyormuş.Ama karşılığını da bol bol alıyorlarmış.İnsanlar üretmek için çalışırlarken,alın teri ile kazanmanın da mutluluğunu yaşıyorlarmış.Böylece gel zaman,git zaman olmuş.Bilenler satmış,Bilmezler almış.Bilmez Kral'ın altınları Bilen Kral'ın ülkesine akmış. Öyle bir zaman gelmişki,savırganca harcanan her şey gibi Bilmez Kral'ın altınları da kısa sürede tükenmiş.Altınları bitince çaresiz kalan Kralın aklına sonunda topraklar gelmiş.Eğlenceden kafasını kaldırıp şöyle bir ülkesine bakan Kral gördüklerine inanamamış.Kötü bir düş gördüğünü sanmış.Ne yazık ki gördükleri düş değil gerçekmiş.Toprak susuzluktan kavrulmuş, ne bir ağaç,ne bir çiçek,ne bir böcek kalmış.Çünkü yıllardan beri gökten bir damla yağmur düşmemiş.Bilmez Kral bu kuraklığa bir anlam verememiş.Bu kez cüceleri, cincileri yerine ülkenin bilgelerini çağırmış.Bu kuraklığın bu yağmursuzluğun nedenini sormuş?Bilgeler: ''Ormanlar.Kralım,ormanlar!....''demiş.Kral çok şaşırmış.birden kaşları çatılmış:''Ne ilgisi var ormanlarla yağmurların''demiş.Bilgeler hep bir ağızdan:''Ey Kral! Bilmez Kral!...Sen hiçbir şey bilmedin Bilmediğinisormadın.Ağaçlar kökleriyle topraktan suyu çeker.Sular onların dallarından, yapraklarından geçer.Buhar olup gökyüzüne uçar.Gökyüzünde oluşur küme küme bulutlar.Buluttan toprağa yağar bereketli yağmurlar.Kral duyduklarına çok şaşmış.Bilgisizliğinden,ilgisizliyinden utanmış.Ne çare ki artık yapacak birşey yokmuş.Doğanın intikamı kötü olmuş.Halk açlık ve yokluktan bıkmış.Sonunda Bilmez Kral ve halkı,Bilen Kralın ülkesine tutsak olmuş.İşte böyle bitmiş Bilmez Kral ile Bilen Kralın masalı.Masalı dinleyenler olmuş tasalı. Akıllılar tasayı koymuş tavaya.Bir iki sallayıp üflemişler havaya.Ve oturup olanları düşünmüşler.Masalın özüne kulak vermişler.O günden sonra koparmamışlar ne bir dalı, ne yeşil bir yaprağı.Hor görmemişler insanlara hayat veren kara toprağı.
MUHAMMED Gülleri Gibi Kokun.
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|